Toksik mRNA Gen Terapisinde Grafen Oksit

(Bu yazı 13 Eylül 2021 tarihinde yayınlanmıştır.)

mRNA zehirlerinde grafen oksit mevcuttur. Pfizer ve Moderna aşı içeriğinde listelemese de aşağıdaki Türkçe altyazılı video’da eski Pfizer çalışanı kanıtlarıyla bu aşılarda %100 kesinlikle ve tartışmasız bir şekilde, insanlar için SON DERECE TOKSİK olan GRAFEN OKSİT bulunduğunu açıklıyor.

Toksik mRNA Enjeksiyonlarında Grafen Oksit Olduğunun Kanıtı (TÜRKÇE ALTYAZILI 20 DAKİKALIK VİDEO LİNKİ)

Peki neden? Dünyanın tepesindeki şeytana tapan küresel elitlerin amacı: DEPOPULASYON. Nüfus azaltmak. Kendi fikirlerince çok kalabalık olduğu için yaşanmaz hâle gelmiş dünyayı, insanları “çaktırmadan öldürerek” rahatlatmak(!).

Bunu nasıl başaracaklar? İnsanları, dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş devletler arası, şirketler arası bir propaganda kampanyasıyla, satılmış sözde bilim insanları aracılığı ile KORKUTARAK!

Öldürücülük oranı gripten farklı olmayan bir virüsten, beyin yıkanması sonucu ölesiye korkan insan; elbette içinde ne olduğunu bile bilmediği aşılara seve seve ve koşa koşa sarılır. Hatta kendisine anlatılınca “olsun virüsten ölmeyeyim de aşıdan öleyim” deme gafletine düşer. Gerçekten var çevremizde böyle insanlar.

Grafen oksit elektriksel iletkenliği çok yüksek olan bir madde. Nüfus azaltma haricinde bu insi şeytanların bir diğer planları, yine satanist Elon Musk’la el ele 5G uyduları aracılığıyla TRANSHUMANİZM’i de gerçekleştirmek. Yani grafen oksit sebebiyle henüz ölmeyen insanları da yapay zekâ ile yönetilen kölelere dönüştürmek.

Şimdi neden hatırlatma dozları (booster shot’lar) gündeme geliyor sanıyorsunuz? Vücutlardaki grafen oksit miktarını yavaş yavaş arttırarak öldürme ve köleleştirme deneylerini canlı yayında, kandırdıkları koyunlar (insanlığın büyük çoğunluğu oluyor bu grup maalesef) üzerinde gerçekleştiriyorlar.

Bu BİYOLOJİK SİLAH KİMYASAL ZEHRİNİ henüz almadıysanız sizi tebrik ediyorum akıllılığınızdan ötürü. Şeytanlara karşı direnmeye devam.

Bir doz olduysanız ve ondan sonra UYANDIYSANIZ; size zorlanacak ek dozları asla yaptırmayın. Her yeni dozda kanınızda dolaşan grafen oksit miktarı artacak. Vücuttaki en güçlü antioksidan madde olan glutatyon üretiminde kullanılan NAC (n asetil sistein) kullanın, ya da direkt glutatyon alın damar yoluyla. Uzmanlar bu sayede grafen oksitin elimine edilebileceğini düşünüyorlar.

Cehaletin sonucu, aldanmaktır, şeytana uymaktır. Aklınızı kullanın, araştırın sorgulayın. Küresel çetenin hiçbir dediğine inanmayın.

“Ey iman edenler! Fasık biri size bir haber getirdiğinde, onu (iyice araştırıp doğru olup olmadığını) açıklığa kavuşturun. Ta ki bilmeden bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmayasınız.”

(49/Hucurât,6)

Noah Yuval Harari İnsi Şeytanı

Birleşmiş Milletler (UN) ve Dünya Ekonomik Forumu (WEF) şeytani örgütlerinin baş sözcülerinden Noah Yuval Harari denen şeytan hizmetkârının konuşmalarından seçme cümleler:


1. “Hür irade çağı sona erdi.”
2. “İnsanların çoğu işe yaramaz.”
3. “İnsanlar artık “hack”lenebilecektir. (düşünceleri, davranışları manipüle edilebilecek)”
4. “İnsanlar Yapay Zeka tarafından yönetilecek.”
5. “Yapay zeka size kiminle evleneceğinizi söyleyecek.


Gördüğünüz üzere şu anda dünyaya hükmetmekte olan küresel şeytani çete Kabal, açık açık bizimle ilgili planlarını söylüyorlar.

Bizler de hâlâ bu şeytani çete Kabal’ın kontrolündeki devletlerin, örgütlerin her dediğine uyuyor, çok iyi söz dinleyen koyunlar gibi davranıyoruz. Tam da Şeytan’ın (lanetullahi aleyh) istediği gibi!

– Ölümcül virüs var kolları açın, sizi korumak için DNA’nızı değiştirecek aşıları saplayacağız diyorlar; hemen sıraya giriyoruz ilk biz “aşı” olalım diye.

– Size daha hızlı beyin yıkayıcı video/film/müzik vb. izlemeniz için 5G’yi getiriyoruz diyorlar; hepimiz hemen 5G’li telefonlara geçmeye koşuşuyoruz.

– Küresel iklim krizi var, büyükbaşları öldürün size yapay et ve böcek yedireceğiz diyorlar; hayvanlarımıza bir anda aşı kampanyaları ile saldırmalarına müsaade ediyor, yapay et ve böcekler için caizdir fetvaları veriyoruz.

– Bakın siz kendi kendinizi yönetiyorsunuz bir sürü siyasi parti var istediğinizi seçip başınıza yönetici getirin (yani “demokrasi var”) diyorlar; biz de acaba hangi partiye oy versek, benim oyum çok kıymetli ve kutsal hemen oy vermeye gideyim gibi boş zanlara kapılıyoruz. Bütün devlet yöneticilerinin aslında bu şeytanların avucunun içinde olduğunun, DEMOKRASİnin bizleri uyutmak için bir İLLÜZYONdan ibaret olduğunun ve en önemlisi DEMOKRASİnin Allah azze ve celle’ye ŞİRK KOŞMAK olduğunun farkına bile varmadan.

İnsanlık gerçekten de yolunu kaybetmiş, şeytanlar nereye çekerse o yöne sürüklenir hâle gelmiş durumda.

Bundan kurtuluşun yolu bu şeytanlara değil, sadece alemlerin Rabbi Allah azze ve celle’ye kulluk etmek. Yani kelimenin tam anlamıyla Tevhid’i yaşamak. Ah bir anlayabilsek!

Rusya-Ukrayna ve Küresel (!) Türkiye

Milyonuncu baskı olabilir ama bir daha söylüyorum: Ana akım medyada anlatılan şeylere i-nan-ma-yın!

Rusya-Ukrayna savaşı aslında, dünyayı yöneten Satanist Kabal’ın kurmak üzere kolları sıvadığı “Yeni Dünya Düzeni”nde; Rusya-Çin’in mi, yoksa ABD-Avrupa’nın mı söz sahibi olacağına dair bir aristokratlar tepişmesidir, bir paylaşım savaşıdır. Tıpkı diğer dünya savaşları gibi.

ABD, Avrupa ve Ukrayna (NATO) bir tarafken; Rusya, Çin, Hindistan (BRICS) diğer taraftır bu fillerin tepişmesinde.

Hangi şer odağına yaranacağını bilemeyen Türkiye ise “tarafsız denge politikası” dediği; “çevir kazı yanmasın” bir siyaset izlemektedir bu süreçte.

Ee ne de olsa, Yeni Dünya Düzeni’nin yöneticisi olabilme savaşında hangi taraf galip gelirse, Türkiye de onun emrine hazır ve amade olacaktır. O yüzden, şimdiden taraf tutmak, gelecekteki çıkarlar açısından hiç mantıklı görünmemektedir.

Türkiye’nin zaten çoktan Yeni Dünya Düzeni’ne satılmış olduğunu aşağıdaki belirtilerden  anlamayanlar var ise, gerçek bir uyanışa henüz çok ama çok uzak olduklarını farkederler umarım.

  • Plandemi sürecinde küresel çete Kabal’ın tüm emirleri bu ülkede harfiyen uygulandı. İnsanların temel hak ve hürriyetlerini ellerinden almaya ve insanları diktatörlük/kölelik düzenine alıştırmaya yönelik bu uygulamalar (maske, mesafe, ev hapisleri, sokağa çıkma yasakları, deneysel gen terapilerine baskı, zorlama ve tehditler yoluyla kobay edilmeler) tamamen Türkiye Cumhuriyeti elleriyle halkına uygulandı. Devlet kendi yazdığı anayasayı delik deşik ederek vatandaşın bütün temel hak ve hürriyetlerini ihlâl etti.

Bu devletin tasmasının küresel satanistler grubunun elinde olduğunun en açık delili budur.

T.C.: “her alanda huzurla hayatımızı sürdürebilmemiz, hepimizin aşı olmasına ve aşılarını tamamlamasına bağlıdır”

Meali: “Ey halk. Siz bu deneysel gen terapilerine kobay olun ki, ne kadar iyi söz dinlediğimizi gören Kabal çetesi, kuracakları yeni düzende ülkemizi de es geçmesinler, yüksek lütufları ile bizleri de nimetlendirip huzurumuzu bozmasınlar.”

Satanist Kabal çetesinin yayınladığı The Economist dergisinin Mart 2020 sayısının kapağı. Başlık “Herşey Kontrol Altında: Büyük devlet, özgürlük ve virüs” diyor. En alttaki köpek, biz sıradan halk oluyoruz. Bizim tasmamızı tutan adam, Kabal’a biat etmiş olan satılmış devletler. Adamın (devletlerin) tasmasını tutan büyük el ise “Big Brother” da diyebileceğimiz Küresel Satanist Kabal çetesi. Bu şeytan hizmetkârları nasıl da amaçlarını ve yaptıklarını açıkça ifade edip; sonra da hâlâ anlamayan, uyanmayan, koyunluk eden ve köleliğe/kula kulluğa razı olan toplumlara kıs kıs gülüyorlar değil mi?
  • Metaverse, 5G, 6G gibi insanlık, özgürlük, ahlâk ve sağlık düşmanı sözde teknolojik faaliyetlerin hep destekçisi oldu bu ülke.

T.C:: “Metaverse ve benzeri mecralar belki torunlarımızı da aşıp onların çocuklarının hayat biçimlerinin ayrılmaz birer parçası olacak.”

Meali: “Yeni nesillerin hem ahlaken hem fiziken ifsadı için çıkarılan bu teknolojileri hiçbir şekilde sorgulamadan ve eleştirel şekilde düşünmeden sevgiyle kucaklıyor, bağrımıza basıyor, çoluğumuzu çocuğumuzu torunlarımızı bu şeytani projelere emanet ediyoruz.”

Yine sözü satanistlerin dergisi The Economist’in kapağına bırakalım. “WiFi networkleri, 5G-6G-7G’yi kafanıza silah gibi dayadık” mesajı açık ve net değil mi?
“Bir Sonraki Sınır: Düşünceler Makineleri Kontrol Ettiğinde” başlıklı bu sayıda da artık insan beyninin makinelerle etkileşime gireceğinden bahsediliyor. İlahçılık oynayan satanistlerin İnsan 2.0 projesini, satanist Elon Musk‘ın Neuralink projesini, Plandemi bahanesiyle tüm dünya halklarını zorladıkları mRNA gen terapilerinde mevcut olan grafen oksit ile, aşılanan insanları potansiyel bir sinyal alıcı-verici hâline getirdiklerini hatırlayın. 5G bir telekomünikasyon aracı olmaktan öte, stratejik yeni nesil bir silah olmak üzere geliştirildi Kabal tarafından. Elon Musk canla başla uydu fırlatıyor tepemize, bizi ne kadar çok seviyor değil mi(!!!)
Yine şeytan (lanetullahi aleyh) sponsorluğunda geliştirilen satanik bilim ve teknolojiye dair bir kapak. Yapay zeka, elit teknokratların (bkz. Noah Yuval Harari insi şeytanı) insan beyni/düşünceleri ile oynayabilmesi/manipüle edebilmesi ve gerekli gördüklerinde sansürleyebilmesi adına geliştirilen teknolojilere örnek.
  • Küresel İklim Krizi yalanına canı gönülden işbirlikçi olmuş ve dünya üzerindeki hayata, canlılığa savaş açanlar kervanına katılmıştır bu devlet. (bkz. devletin televizyon kanalında yapay et-böcek yeme propagandaları, insi şeytan Bill Gates’in dünyaya yutturduğu büyükbaş hayvanların çevreye zararları martavalları, “sıfır karbon” safsatası, Paris İhanet Anlaşması‘nın küfür meclisinde 353’te 353 oy ile kabul edilmesi)

T.C:: “Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak, son 19 yılda çevreyle ilgili hayata geçirdiğimiz tüm projeleri adeta taçlandırdık…Türkiye iklim krizinin çözümünde öncü ve etkin bir rol üstlenmekte kararlıdır.”

Meali: “Pandemide nasıl ülkeyi küreselci DSÖ’nün emirlerine kul ettik ise, iklim krizi denen uydurulmuş bir başka krizde de yine tasmayı küresel güçlerin eline verdik. Onlar ne derse kabul ettiğimiz Paris İhanet Anlaşması ile onlara olan kulluğumuzu taçlandırdık.”

SONUÇ;

Sanmayın ki, bu yönetim gidip yerine parlamentodaki başka bir şahıs/grup/parti geçtiğinde durum çok farklı olacak. Ümidinizi kula kulluk edenlere bağlamayın.

Ümidinizi bir ve tek olan, kâinatın yaratıcısı ve yöneticisi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah azze ve celle’ye bağlayın.

Biz Allah’a tevhidle kulluk edelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ki, Allah da ülkeyi/dünyayı/gezegeni içinde bulunduğu bu zelil hâlden yardımıyla kurtarsın. Allah’ın vaadi haktır!

“Şüphesiz ki bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah, onların durumunu değiştirmez.” 

(13, Râd,11)

“Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve doğru/sağlam/adil söz söyleyin. (Allah da buna karşılık) amellerinizi ıslah etsin, günahlarınızı bağışlasın. Kim de Allah’a ve Resûl’üne itaat ederse, şüphesiz ki büyük bir kurtuluş ve kazanç elde etmiş olur.”

(33/Ahzâb, 70-71)

“Ey insanlar! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi haktır. (Öyleyse) dünya hayatı sizi aldatmasın. Çok aldatan (şeytan da) sizi Allah’la aldatmasın.”

(35/Fâtır, 5)

Satanist Elon Musk

Siz bu adamın kimlerden olduğunu bilmiyor muydunuz? İşte şimdi kendisi size tarafını bangır bangır ilan ediyor: “1. dereceden bir Satanistim ben!” diye haykırıyor.

Satanistlerin ayin yapma günlerinden biri olan, yeryüzünde yüzlerce masum bebeği, çocuğu ilahları olan Şeytan’a kurban ettikleri, herkesin “Halloween/Cadılar Bayramı” diye bildiği sapkın satanik ritüel günü için Elon Musk’ın seçtiği kostüme iyi bakın. Göğsünde sahte ilahı Baphomet‘in yani Şeytan lanetullahi aleyh’in simgesi. Kostümün adı: “Devil’s Champion” (Şeytanın Şampiyonu)

Karşınızda şeytanın favori adamı!
Göğsündeki Baphomet simgesinin yakın görüntüsü

Yeryüzünde ortaya koyduğu ifsad projeleriyle ve insanları çok güzel kandırmasıyla, eminim ki şeytan (lanetullahi aleyh)’in gözdesidir/şampiyonudur “El Elyon” (Elon Musk’ın orijinal adı. İbranice’de “göğün ve dünyanın efendisi” anlamına gelir. Elon Musk’ın Satanist olan ailesi Deccal’in öncüsü olmak üzere yetiştirmiştir kendisini. Ona verdikleri isim de bu projelerinden ileri gelir).

Elon Musk denen bu “Deccal işaretçisi” sapkının kime ve neye hizmet ettiğini umarım herkes anlamıştır artık. 

Küresel şeytani çete Kabal’ın bâtıl düzeninde, satanizm soylardan, ailelerden gelir ve yeni nesillere aktarılır. Satanist bir aile, çocuklarını da şeytanı ilah edinecek şekilde yetiştirir.

Elon Musk’ın anası Satanist cadılardandır, babası da teknokrat Satanisttir. Bu adam doğduğundan itibaren şeytanların kontrolünde kara büyüler ile, zihin programlama ile, kendisine musallat edilen negatif varlıkların eşliğinde büyütülmüştür. Satanist bir ailede doğup büyümenin getirdiği sonuçlardır bunlar. Hele ki, çocuğa “Deccal’in İşaretçisi” olma gibi bir görev verilmesi planlandıysa, geçmesi gereken eğitim daha kapsamlı ve zorludur. (Bkz. “Elon is Bloodline. The Great Deciver”)

Elon Musk’ın yüksek derece satanist cadılardan olan annesi Maye Musk (Masonik=Satanist tek göz sembolü ve ilahı şeytana benzeme çabası)

Elon Musk, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) lideri Klaus Schwab adlı satanistin “Young Global Leaders” (Genç Küresel Liderler) programının 2008 yılı mezunudur. Satanist çetenin baş adamlarından biri olan Klaus Schwab, bu program ile küresel çapta kurmuş oldukları küfür sistemlerinin bekasını sağlamak; ve bir sonraki hedefleri olan teknokratik-satanik Tek Dünya Devleti/Yeni Dünya Düzeni (New World Order) kurmak için hizmet etmek üzere küresel liderler (=tağutlar) yetiştirir.

Elon Musk imza attığı bütün projelerinde insanlığın zarar görmesi ve köleleştirilmesi amaçlarına hizmet eder. (Bkz. 5G, Neuralink, Starlink vb.)

Bu adam kendini bir “ıslah edici” olarak lanse etmeye çalışan; ancak aslında yeryüzünde bozgunculuk yapan bir tağuttur. 

Bu adamdan ve ortaya koyduğu projelerden beri olmayan, bu adama buğzetmeyen, bu adamdan Allah için nefret etmeyen, tağutu inkâr etme/tağuttan ictinab etme şartını yerine getirmediği için Müslim olmayacaktır.

“Zorunlu Milli Eğitim” İnsan Haklarına Aykırıdır

Ekteki resmin tercümesi: “Sadece çocuklarımızı evde tutmak için ev okulu yapmıyoruz. Onlara tamamen farklı bir hayat sunmak için ev okulu yapıyoruz: İncil’e dayalı bir temel, hakiki bir Hristiyan eğitimi, daha çok aile hayatı, daha çok serbest zaman, daha çok uyku, daha az stres, daha az akran baskısı, sıfır zorbalık ve gerçek bir çocukluk”

Ben de şunu diyorum:

“Ben çocuğumu;

– okullarda aşılanan sistemin küfür ideolojilerinden korumak,

– Allah azze ve celle’nin bana emaneti olan bu canları tevhid üzere, Allah’a kulluk üzere, Allah katında tek geçerli din olan İslâm üzere, Kur’an ve Sünnet ışığında yetiştirmek,

– ve böylece Allah’ın bana verdiği bu emanetlere hıyanet etmemek istiyorum.

Bunun yanında,

– çocukları hayattan, öğrenmekten, araştırmaktan, soru sormaktan soğutan,

– hapishanelerden pek de bir farkı olmayan,

– öğrenciler arasında ahlaksızlığın kol gezdiği,

– zaman nimetini boş yere harcattıran, zamanı geldiğinde/çocuk almaya hazır ve istekli olduğunda bir haftada öğrenilebilecek konuları yıllarca ve yıllarca bıktırarak, tiksindirerek sürekli tekrar eden

ve tüm bu sebeplerle insan ve çocuk haklarını, din ve fikir hürriyetini ihlal eden bir düzenden uzak tutmak istiyorum.”

Böyle çarpık bir eğitim sistemine mecbur bırakılmak ancak zulüm düzenlerine yakışan bir harekettir. Türkiye’de olduğu gibi.

Ben çocuğuma okuldaki kazanımların aynısını (elbette İslâm dinine uygun olmayan küfür ideolojileri haricinde) belirli bir yaşa kadar verebiliyorsam, devlet de bunun tespitini sınavla yapabiliyorsa; benden ısrarla çocuğumu bu modern hapishanelere göndermemi istemesinin sebebi nedir?

Bu işte sadece ve sadece art niyet aranır, ki zaten mevcuttur bu art niyet: Sisteme; düşünmeyen, sorgulamayan, kendi küfür ideolojilerini benimsemiş köleler üretmek!

Diktatörlerin kurduğu ve diktatörlerin yönettiği bu ülkede uygulanan “zorunlu milli eğitim” insan haklarına, çocuk haklarına, din ve fikir hürriyetine aykırıdır.

Eğitimin tek yolu devlet eliyle uygulanan çarpık sistem değildir.

Ev okulu hakkı dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, bu topraklarda yaşayan insanların da hakkı olmalıdır.

Bir Endoktrinasyon Kurumu: OKUL (Ücretsiz kitap içerir)

“Çocuklara nasıl düşünecekleri öğretilmeli, ne düşünecekleri değil.” – Margaret Mead

“What are the chances this will happen at government indoctrination schools?”

“Devletin endoktrinasyon okullarında bunun gerçekleşme olasılığı nedir?”

Günümüzün ulusal devletlerinin kendilerine karşı olabilecek fikirleri daha beşikte iken susturma projesinin ürünüdür devlet eğitim sistemleri (“public schooling”).

ABD Kaliforniya Üniversitesi Siyasal Bilimler/Sosyal Bilimler profesörü Agustina Paglayan, tarihi 200 yıl öncesine dayanan devlet eğitim sistemlerinin asıl amacının, toplumu mevcut olan hakim ideolojiye uygun şekilde şekillendirmek/endoktrine etmek olduğunu delilleriyle aktardığı bir makale yayınladı.

Zaten hepimizin bildiği bir gerçek, bilim camiası tarafından da dillendirilmiş oldu.

Makaleden bazı kısımlar:

“Makale başlığı: Education or Indoctrination? The Violent Origins of Public School Systems in an Era of State-Building”

Tercümesi: “Eğitim mi Endoktrinasyon mu? Devletleşme Çağında Devlet Okulu Sistemlerinin Vahşi Kökenleri”

“…through primary education, states could easily influence the masses’ children to respect authority, the state and its laws.”

Tercümesi: “…ilkokul eğitimi ile devletler kolaylıkla kitlelerin çocuklarını otoriteye, devlete ve kanunlarına saygı duyma konularında etki altına alabilir.”

“My research reveals violence can heighten national elites’ anxiety about the masses’ moral character and the state’s ability to maintain social order. In this context, public education systems were created and expanded to teach obedience.”

Tercümesi: “Araştırmam ortaya koyuyor ki, şiddet, milli yönetici grubunun (elitlerin) kitlelerin ahlaki karakteri ve devletin sosyal düzeni sürdürme becerisi konusundaki kaygılarını yükseltebilir. Bu bağlamda, itaati öğretmek üzere milli eğitim sistemleri oluşturulmuş ve yaygınlaştırılmıştır.” (benim notum; ve ayrıca bu eğitim sistemlerine katılım devlet eliyle zorunlu kılınmıştır!)

Evet, okullar tağuti sistemlerin bâtıl ideolojilerini körpecik zihinlere aşılamak ve ileride oluşabilecek muhalefeti minimuma indirebilmek amacıyla tasarlanmış olan ve kurulu şeytani düzene hizmet eden çok önemli bir parçadır. Tağutlara kulluğun modern mabedleridir okullar. (Link ücretsiz kitap pdf’i içerir.)

İslâm fıtratı üzere doğmuş çocuklara şeytanın küfür ve şirk dolu ideolojilerini aşılamak, beyinleri yıkamak üzere hizmet eden tağuti kurumlardır okullar.

İşte bu sebeple “Zorunlu Milli Eğitim” insan haklarına, çocuk haklarına aykırıdır!

Satanist CERN

Bilmiyorum hâlâ CERN’in bir bilim merkezi olduğu safsatasına inanan var mıdır?

Eğer var ise, sadece şu resim üzerinde biraz düşünsün:

Amacı bilimsel araştırma yapmak olan(!) bir kurumun önünde Hindu sahte ilahı Shiva’nın putunun bulunmasının mânâsı ne olabilir? Hem de bâtıl inanışlarında “Yokedici/Yıkım Getirici” sayılan (“Shiva the Destroyer”) bir sahte ilahın, bilimsel (!) araştırma kurumunda ne işi var?

Hep söylüyorum, Şeytanın bilimi sizi küfür ve şirk bataklığına sokar; gerçek bilim ise sizi sadece Allah’a ve tevhide ulaştırır.

İşte CERN denen satanik kurum da sadece insanları felâkete, inkâra ve küfüre sürükleme amaçlı şeytanın bilimine hizmet eden; dünyada kurulu satanist düzenin mevcut tüm kaynakları ile maddi ve manevi desteklediği tağuti bir kurumdur.

Dünyayı yöneten küresel Satanist Kabal çetesi, insanlığı saptırıcı kurumlarından biri olan CERN’i öyle sever ki, birtakım “muafiyet” kuralları ile CERN’i koruma altına alır.

Örneğin CERN’de çalışan yaklaşık 9000 şeytan hizmetkârı bilim insanı (kendileri farkında olsa da olmasa da hepsi şeytanın bilimine hizmet etmektedir) gelir vergisinden ve göçmen yasalarından muaftır.

CERN’in faaliyetlerinden dolayı şikayet edilebileceği bir uluslararası mahkeme yoktur, çünkü Kabal tarafından CERN’e bu mahkemelerden serbestlik/muafiyet (“exemption/immunity”) verilmiştir.

Dünyada hâkim olan küfür düzeninin organlarından biridir CERN. Ve tıpkı kendisini kuran, kollayan, yöneten âmirleri gibi; CERN de Şeytan’ı (la) ilah edinmiş ve şeytana hizmet eden, şeytanın bilimini dünyaya yutturarak insanları köleleştirme yolunda çalışmalar yapan bir merkezdir.

Ana akım medyanın, devletlerin size “bilim” kisvesi altında “şeytanın bilimini” empoze etmesine izin vermeyin!

Irkçı Cumhuriyet

“Türk, bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler” sözlerinin sahibi Mahmut Esat Bozkurt 1924-1930 yılları arasında T.C. Adalet Bakanı idi.

Gerçek tarihi öğrendikçe bu ülkenin kuruluşunda ne şeytanlıklar olduğuna tanıklık edeceksiniz. Şeytan lanetullahi aleyh’e özgü bir düşünce olan “kibir dolu ırkçılık” Kemalist ideolojinin temelinde vardır. Yeni kurulan devlet eliyle de halka bu zehir zerk edilmiştir. Bu coğrafyanın toplumunu “müşrikleştirmek” adına atılmış en önemli adımlardan biridir “milliyetçilik, ırkçılık” ideolojileri.

“(Allah) buyurdu ki: “Sana emrettiğimde seni secde etmekten alıkoyan nedir?” Dedi ki: “Ben ondan daha hayırlıyım. (Çünkü) beni ateşten, onu topraktan yarattın.” (7/A’râf, 12)

Bu ülkenin toplumu ne diyor? “Biz Türk’üz, şöyle iyiyiz, böyle akıllıyız, cihana hükmetmişiz, yine hükmederiz”. Ne farkınız kalmış şeytandan? Bilesiniz ki Allah katında ya müminsiniz, ya da kâfir! Başka bir ayrımınız yok. Milliyetçi ve ırkçı ideolojileri benimsiyor iseniz ikinci gruba giriyorsunuz. Uyanın ve şirkten tevbe edin!

Şeytanın Kraliçesi

İngiltere’nin satanist pedofil kraliçesi ölmüş. Mezarında ateşi ve azabı bol olsun. Hem tüm dünyada sömürdüğü, zulmettiği Müslimlerin ve mazlum halkların; hem de ilahı Lucifer (Şeytan) için düzenlediği satanik ritüellerde canlı canlı kanlarını içip, yediği, taciz ve tecavüz ettiği bebek, çocuk ve hamile kadınların ah’ları elbette yerde kalmayacak.

El Adl olan alemlerin Rabbi Allah azze ve celle bu insi şeytan kadına hakettiği azabı verecektir. Darısı dünyayı yöneten küresel şeytani çete Kabal’ı oluşturan diğer lanet satanistlerin başına.

Fotoğrafta da gördüğünüz üzere bu Şeytanın Kraliçesi Elizabeth Mason’dur. Özel bakımını yapan hemşiresinin kemerindeki detaya bakarsanız Masonluk sembollerinin (gönye-pergel ve pentagram) bulunduğunu açıkça görebilirsiniz. Kraliçe’nin el sıkışma şekli de Masonik el sıkışmadır. Kraliçenin, Mason önlüğü ve regalia’sı ile poz veren babası da Mason’dur.

Hep ne diyordum? MASONLUK=SATANİZM

Masonların ilahı, ismi “ışık getiren” anlamına gelen Lucifer’dir. Yani Şeytan’dır. Şeytan (lanetullahi aleyh)’i o kadar severler ki; kendilerine getireceği “ışık” (güç, para, iktidar) karşılığında ruhlarını Şeytan’a satıp dünya üzerinde her türlü korkunçluğu ve zalimliği yapmaktan zevk duyarlar.

Unuttukları mesele ise bu dünyanın geçici olduğu. Öldükten sonra ruhlarının, Cehennem’in yedi kat dibinde, ebedi azapta kalacak olması ise bizlerin içini ferahlatıyor. Dünyada bebek ve çocuk kanlarını akıttıkları o iğrenç boğazlarından; Cehennem’de “dari dikenlerinin” geçecek olması Allah azze ve celle’nin sonsuz adaletinin sonucudur.

O zaman sana afiyet olsun Şeytanın Kraliçesi Elizabeth!!!

Diyelim ki bu kadının ve kraliyet ailesinin Satanist olduğunu bilmiyorsun, Müslim coğrafyalara, dünyanın her yanındaki mazlumlara kan, zulüm, açlık ve sefalet götürdüğünden de mi haberin yok!? Böyle bir insi şeytanın ölümünden nasıl üzüntü duyabilirsin!?

Koltuk sevdası apayrı bir şey. Öyle ya, küresel Satanist Kabal çetesi ile ters düşmeye gelmez. Yoksa, indiriverirler kendilerine saygı sevgi göstermeyen devlet başkanlarını aşağı!

Diyanet İmamından Gerçekler (Video içerir)

Tağuti düzenin maşalarından biri olan Diyanet kurumu içinde de uyanışın başladığını ve gerçek İslâm’ın anlatıldığını görüyoruz Allah’a hamdolsun.

Ülkenin her camisinde görevliler hakkı ketmetmeden anlatırlar ise güzel günler yakındır Allah’ın izniyle.

Çünkü her zaman devran döner, hak gelir ve batıl zail olur. Yeter ki hakikati konuşup, birbirimizi tevhide davet edelim.

Allah azze ve celle bu hocaya hidayet etsin. Doğruları anlatıyor fakat küfür üzere kurulmuş bir devletin ve tamamen Allah’ın dinine hıyanet etmek amacıyla kurulmuş bir kurumun hizmetinde. Hak yolundaki mücadelesine muvahhid Müslimlerle birlikte devam etmesini Yüce Allah’tan dilerim.