“Devletimin Bana Söylediği Yalanlar”

“Devletimin Bana Söylediği Yalanlar ve Gelmekte Olan Daha İyi Bir Gelecek”

mRNA platform teknolojisi mucidi Dr. Robert Malone’un kitabı. 

Küresel Satanist çete Kabal’ın ve onların kuklaları olan küresel devletlerin yalanlarını, kara propagandalarını, beyin yıkama ve köleleştirme faaliyetlerini ifşa etmekten korkmayan bağımsız, tarafsız, ahlâklı ve vicdanlı bir bilim insanı.

Rabbim o ve onun gibi ahlaklı ve vicdanlı insanlara, doğruları söylemekten, haksızlığa karşı çıkmaktan korkmayan insanlara hidayet etsin. 

“Devlet” denilen müstekbir tağutların hakikatını ifşa etmeye başladıkları için, aslında İslâm’a çok yakınlar. 

Hatta belki de, kendini İslâm’a nispet eden ancak “tağut”un t’sinden bile haberi olmayan bu ülkenin insanlarından çok daha fazla yakınlar. 

Kurtuluşun Yolu: Tağutları İnkâr ve Tağuttan İctinab

Malone’a göre, şeytani Kabal çetesine karşı en büyük avantajımız bizim onlardan çok daha fazla sayıda olmamız. Sayıca üstünlüğümüzü onların sömürü düzenine karşı bir kalkana çevirebilmemizin yolu ise “paralel” yapılar oluşturmaktan geçiyor.

“Küresel tağut devletlerin” bize sunduğu ve yakın bir gelecekte “iyi/uslu/söz dinleyen” vatandaş olma şartına bağlayacağı her türlü hizmet için (eğitim, sağlık, gıda, haber alma vb) “paralel” yapılar kurmak ve bu tağutların getireceği Dijital Kimlik, CBDC, sosyal kredi skoru gibi köleleştirici projelerin pençesinden kurtulmak.

Peki, alemlerin Rabbi Allah azze ve celle de bizi buna çağırmıyor mu zaten?

İnsanlığa zulmeden, insanlığı iliklerine kadar sömüren tüm şeytani tağutlara “la” deyip, onların hepsini inkâr edip, hepsinden ictinab etmeyi, katında geçerli tek din olan İslâm’a girişin şartı koşmuyor mu?

O zaman, insanlığın kurtuluşu, bağımsızlığı, huzuru ve emniyeti için tek çarenin, tek çözümün İslâm olduğu güneş kadar açık bir gerçek değil mi?

İşte bu düşünceleri yüzünden diyorum ki; bu doktor ve benzerleri Allah’ın (cc) dinine bu ülkeden yaşayanların çoğundan daha yakın.

Bu ülkede yaşayanların çoğu, Yüce Allah’a isyan/küfür üzere kurulmuş ve satanist küresel çeteye itaat etmeyi şiar edinmiş devleti “kurtarıcı” olarak görme düşüncesindeyken; aslında reddetmeleri gerekeni (tağutu) bağırlarına basmış oluyorlar. Üstelik, devletin bekâsı için dualar ederek trajikomik tablolar çiziyorlar.

Dünya ise uyanışta. Kabal’ın bâtıl milliyetçilik ideolojileri ile kurdurttuğu devletlerin aslında halklara değil, dünyadaki tüm kapitalin sahibi bir avuç satanist elite hizmet ettiğinin farkında. Farkına varmakla yetinmiyor, ses çıkarıyor ve bu gidişe dur demek için çalışmalar yapıyorlar.

Biz uykudan ne zaman uyanacağız acaba??

Bill Gates’in Yeni Patenti

Bill Gates insan vücudunu “yerel bir kablosuz ağ” olarak kullanma haklarının patentini aldı.

6,754,472 numaralı patent, Microsoft’un “insan vücudunu güç ve bilgi transferi için kullanmak üzere tüm metod ve aygıtların kullanım haklarına sahip olduğunu” belirtiyor.

Hep demiyor muyuz, dünyayı yöneten Satanist çete “Transhumanizm” ve “Depopulasyon” ajandaları ile “göstere göstere” geliyorlar. Ama anlayana!

Çocuklar İçin Eğlenceli Fizik Deneyleri

Texas A&M Üniversitesi Fizik ve Astronomi Bölümü öğretim üyesi Dr. Tatiana Erukhimova çocukların fiziğe olan merak ve ilgilerini cezbedecek harika deneyler yapıyor.

Bizim bayıldığımız birkaç deneyi aşağıya ekliyorum:

Cetvel kırma deneyi: https://www.youtube.com/watch?v=0pJlTzz5pDw

Yumurta ve basınç deneyi: https://www.youtube.com/c/TAMUPhysicsAstronomy/featured

Patates deneyi: https://www.youtube.com/watch?v=rxQGb88pCi8

Tabaklar ve eylemsizlik deneyi: https://www.youtube.com/watch?v=dmBVm3Lh4UU

Balon hayvanlar deneyi: https://www.youtube.com/watch?v=IzzNTT4Jl5s 

Ampuller ve basınç deneyi: https://youtu.be/eZ9HiD25alU

Patlama ve sıvı azot deneyi: https://www.youtube.com/watch?v=mL6s6PLqn9M

Eylemsizlik deneyi: https://www.youtube.com/watch?v=7Y4Zj2Ezzi4

Daha fazla deney için YouTube kanalı: TAMU Physics & Astronomy

Toksik mRNA Gen Terapisinde Grafen Oksit

(Bu yazı 13 Eylül 2021 tarihinde yayınlanmıştır.)

mRNA zehirlerinde grafen oksit mevcuttur. Pfizer ve Moderna aşı içeriğinde listelemese de aşağıdaki Türkçe altyazılı video’da eski Pfizer çalışanı kanıtlarıyla bu aşılarda %100 kesinlikle ve tartışmasız bir şekilde, insanlar için SON DERECE TOKSİK olan GRAFEN OKSİT bulunduğunu açıklıyor.

Toksik mRNA Enjeksiyonlarında Grafen Oksit Olduğunun Kanıtı (TÜRKÇE ALTYAZILI 20 DAKİKALIK VİDEO LİNKİ)

Peki neden? Dünyanın tepesindeki şeytana tapan küresel elitlerin amacı: DEPOPULASYON. Nüfus azaltmak. Kendi fikirlerince çok kalabalık olduğu için yaşanmaz hâle gelmiş dünyayı, insanları “çaktırmadan öldürerek” rahatlatmak(!).

Bunu nasıl başaracaklar? İnsanları, dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş devletler arası, şirketler arası bir propaganda kampanyasıyla, satılmış sözde bilim insanları aracılığı ile KORKUTARAK!

Öldürücülük oranı gripten farklı olmayan bir virüsten, beyin yıkanması sonucu ölesiye korkan insan; elbette içinde ne olduğunu bile bilmediği aşılara seve seve ve koşa koşa sarılır. Hatta kendisine anlatılınca “olsun virüsten ölmeyeyim de aşıdan öleyim” deme gafletine düşer. Gerçekten var çevremizde böyle insanlar.

Grafen oksit elektriksel iletkenliği çok yüksek olan bir madde. Nüfus azaltma haricinde bu insi şeytanların bir diğer planları, yine satanist Elon Musk’la el ele 5G uyduları aracılığıyla TRANSHUMANİZM’i de gerçekleştirmek. Yani grafen oksit sebebiyle henüz ölmeyen insanları da yapay zekâ ile yönetilen kölelere dönüştürmek.

Şimdi neden hatırlatma dozları (booster shot’lar) gündeme geliyor sanıyorsunuz? Vücutlardaki grafen oksit miktarını yavaş yavaş arttırarak öldürme ve köleleştirme deneylerini canlı yayında, kandırdıkları koyunlar (insanlığın büyük çoğunluğu oluyor bu grup maalesef) üzerinde gerçekleştiriyorlar.

Bu BİYOLOJİK SİLAH KİMYASAL ZEHRİNİ henüz almadıysanız sizi tebrik ediyorum akıllılığınızdan ötürü. Şeytanlara karşı direnmeye devam.

Bir doz olduysanız ve ondan sonra UYANDIYSANIZ; size zorlanacak ek dozları asla yaptırmayın. Her yeni dozda kanınızda dolaşan grafen oksit miktarı artacak. Vücuttaki en güçlü antioksidan madde olan glutatyon üretiminde kullanılan NAC (n asetil sistein) kullanın, ya da direkt glutatyon alın damar yoluyla. Uzmanlar bu sayede grafen oksitin elimine edilebileceğini düşünüyorlar.

Cehaletin sonucu, aldanmaktır, şeytana uymaktır. Aklınızı kullanın, araştırın sorgulayın. Küresel çetenin hiçbir dediğine inanmayın.

“Ey iman edenler! Fasık biri size bir haber getirdiğinde, onu (iyice araştırıp doğru olup olmadığını) açıklığa kavuşturun. Ta ki bilmeden bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmayasınız.”

(49/Hucurât,6)

Noah Yuval Harari İnsi Şeytanı

Birleşmiş Milletler (UN) ve Dünya Ekonomik Forumu (WEF) şeytani örgütlerinin baş sözcülerinden Noah Yuval Harari denen şeytan hizmetkârının konuşmalarından seçme cümleler:


1. “Hür irade çağı sona erdi.”
2. “İnsanların çoğu işe yaramaz.”
3. “İnsanlar artık “hack”lenebilecektir. (düşünceleri, davranışları manipüle edilebilecek)”
4. “İnsanlar Yapay Zeka tarafından yönetilecek.”
5. “Yapay zeka size kiminle evleneceğinizi söyleyecek.


Gördüğünüz üzere şu anda dünyaya hükmetmekte olan küresel şeytani çete Kabal, açık açık bizimle ilgili planlarını söylüyorlar.

Bizler de hâlâ bu şeytani çete Kabal’ın kontrolündeki devletlerin, örgütlerin her dediğine uyuyor, çok iyi söz dinleyen koyunlar gibi davranıyoruz. Tam da Şeytan’ın (lanetullahi aleyh) istediği gibi!

– Ölümcül virüs var kolları açın, sizi korumak için DNA’nızı değiştirecek aşıları saplayacağız diyorlar; hemen sıraya giriyoruz ilk biz “aşı” olalım diye.

– Size daha hızlı beyin yıkayıcı video/film/müzik vb. izlemeniz için 5G’yi getiriyoruz diyorlar; hepimiz hemen 5G’li telefonlara geçmeye koşuşuyoruz.

– Küresel iklim krizi var, büyükbaşları öldürün size yapay et ve böcek yedireceğiz diyorlar; hayvanlarımıza bir anda aşı kampanyaları ile saldırmalarına müsaade ediyor, yapay et ve böcekler için caizdir fetvaları veriyoruz.

– Bakın siz kendi kendinizi yönetiyorsunuz bir sürü siyasi parti var istediğinizi seçip başınıza yönetici getirin (yani “demokrasi var”) diyorlar; biz de acaba hangi partiye oy versek, benim oyum çok kıymetli ve kutsal hemen oy vermeye gideyim gibi boş zanlara kapılıyoruz. Bütün devlet yöneticilerinin aslında bu şeytanların avucunun içinde olduğunun, DEMOKRASİnin bizleri uyutmak için bir İLLÜZYONdan ibaret olduğunun ve en önemlisi DEMOKRASİnin Allah azze ve celle’ye ŞİRK KOŞMAK olduğunun farkına bile varmadan.

İnsanlık gerçekten de yolunu kaybetmiş, şeytanlar nereye çekerse o yöne sürüklenir hâle gelmiş durumda.

Bundan kurtuluşun yolu bu şeytanlara değil, sadece alemlerin Rabbi Allah azze ve celle’ye kulluk etmek. Yani kelimenin tam anlamıyla Tevhid’i yaşamak. Ah bir anlayabilsek!

Rusya-Ukrayna ve Küresel (!) Türkiye

Milyonuncu baskı olabilir ama bir daha söylüyorum: Ana akım medyada anlatılan şeylere i-nan-ma-yın!

Rusya-Ukrayna savaşı aslında, dünyayı yöneten Satanist Kabal’ın kurmak üzere kolları sıvadığı “Yeni Dünya Düzeni”nde; Rusya-Çin’in mi, yoksa ABD-Avrupa’nın mı söz sahibi olacağına dair bir aristokratlar tepişmesidir, bir paylaşım savaşıdır. Tıpkı diğer dünya savaşları gibi.

ABD, Avrupa ve Ukrayna (NATO) bir tarafken; Rusya, Çin, Hindistan (BRICS) diğer taraftır bu fillerin tepişmesinde.

Hangi şer odağına yaranacağını bilemeyen Türkiye ise “tarafsız denge politikası” dediği; “çevir kazı yanmasın” bir siyaset izlemektedir bu süreçte.

Ee ne de olsa, Yeni Dünya Düzeni’nin yöneticisi olabilme savaşında hangi taraf galip gelirse, Türkiye de onun emrine hazır ve amade olacaktır. O yüzden, şimdiden taraf tutmak, gelecekteki çıkarlar açısından hiç mantıklı görünmemektedir.

Türkiye’nin zaten çoktan Yeni Dünya Düzeni’ne satılmış olduğunu aşağıdaki belirtilerden  anlamayanlar var ise, gerçek bir uyanışa henüz çok ama çok uzak olduklarını farkederler umarım.

  • Plandemi sürecinde küresel çete Kabal’ın tüm emirleri bu ülkede harfiyen uygulandı. İnsanların temel hak ve hürriyetlerini ellerinden almaya ve insanları diktatörlük/kölelik düzenine alıştırmaya yönelik bu uygulamalar (maske, mesafe, ev hapisleri, sokağa çıkma yasakları, deneysel gen terapilerine baskı, zorlama ve tehditler yoluyla kobay edilmeler) tamamen Türkiye Cumhuriyeti elleriyle halkına uygulandı. Devlet kendi yazdığı anayasayı delik deşik ederek vatandaşın bütün temel hak ve hürriyetlerini ihlâl etti.

Bu devletin tasmasının küresel satanistler grubunun elinde olduğunun en açık delili budur.

T.C.: “her alanda huzurla hayatımızı sürdürebilmemiz, hepimizin aşı olmasına ve aşılarını tamamlamasına bağlıdır”

Meali: “Ey halk. Siz bu deneysel gen terapilerine kobay olun ki, ne kadar iyi söz dinlediğimizi gören Kabal çetesi, kuracakları yeni düzende ülkemizi de es geçmesinler, yüksek lütufları ile bizleri de nimetlendirip huzurumuzu bozmasınlar.”

Satanist Kabal çetesinin yayınladığı The Economist dergisinin Mart 2020 sayısının kapağı. Başlık “Herşey Kontrol Altında: Büyük devlet, özgürlük ve virüs” diyor. En alttaki köpek, biz sıradan halk oluyoruz. Bizim tasmamızı tutan adam, Kabal’a biat etmiş olan satılmış devletler. Adamın (devletlerin) tasmasını tutan büyük el ise “Big Brother” da diyebileceğimiz Küresel Satanist Kabal çetesi. Bu şeytan hizmetkârları nasıl da amaçlarını ve yaptıklarını açıkça ifade edip; sonra da hâlâ anlamayan, uyanmayan, koyunluk eden ve köleliğe/kula kulluğa razı olan toplumlara kıs kıs gülüyorlar değil mi?
  • Metaverse, 5G, 6G gibi insanlık, özgürlük, ahlâk ve sağlık düşmanı sözde teknolojik faaliyetlerin hep destekçisi oldu bu ülke.

T.C:: “Metaverse ve benzeri mecralar belki torunlarımızı da aşıp onların çocuklarının hayat biçimlerinin ayrılmaz birer parçası olacak.”

Meali: “Yeni nesillerin hem ahlaken hem fiziken ifsadı için çıkarılan bu teknolojileri hiçbir şekilde sorgulamadan ve eleştirel şekilde düşünmeden sevgiyle kucaklıyor, bağrımıza basıyor, çoluğumuzu çocuğumuzu torunlarımızı bu şeytani projelere emanet ediyoruz.”

Yine sözü satanistlerin dergisi The Economist’in kapağına bırakalım. “WiFi networkleri, 5G-6G-7G’yi kafanıza silah gibi dayadık” mesajı açık ve net değil mi?
“Bir Sonraki Sınır: Düşünceler Makineleri Kontrol Ettiğinde” başlıklı bu sayıda da artık insan beyninin makinelerle etkileşime gireceğinden bahsediliyor. İlahçılık oynayan satanistlerin İnsan 2.0 projesini, satanist Elon Musk‘ın Neuralink projesini, Plandemi bahanesiyle tüm dünya halklarını zorladıkları mRNA gen terapilerinde mevcut olan grafen oksit ile, aşılanan insanları potansiyel bir sinyal alıcı-verici hâline getirdiklerini hatırlayın. 5G bir telekomünikasyon aracı olmaktan öte, stratejik yeni nesil bir silah olmak üzere geliştirildi Kabal tarafından. Elon Musk canla başla uydu fırlatıyor tepemize, bizi ne kadar çok seviyor değil mi(!!!)
Yine şeytan (lanetullahi aleyh) sponsorluğunda geliştirilen satanik bilim ve teknolojiye dair bir kapak. Yapay zeka, elit teknokratların (bkz. Noah Yuval Harari insi şeytanı) insan beyni/düşünceleri ile oynayabilmesi/manipüle edebilmesi ve gerekli gördüklerinde sansürleyebilmesi adına geliştirilen teknolojilere örnek.
  • Küresel İklim Krizi yalanına canı gönülden işbirlikçi olmuş ve dünya üzerindeki hayata, canlılığa savaş açanlar kervanına katılmıştır bu devlet. (bkz. devletin televizyon kanalında yapay et-böcek yeme propagandaları, insi şeytan Bill Gates’in dünyaya yutturduğu büyükbaş hayvanların çevreye zararları martavalları, “sıfır karbon” safsatası, Paris İhanet Anlaşması‘nın küfür meclisinde 353’te 353 oy ile kabul edilmesi)

T.C:: “Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak, son 19 yılda çevreyle ilgili hayata geçirdiğimiz tüm projeleri adeta taçlandırdık…Türkiye iklim krizinin çözümünde öncü ve etkin bir rol üstlenmekte kararlıdır.”

Meali: “Pandemide nasıl ülkeyi küreselci DSÖ’nün emirlerine kul ettik ise, iklim krizi denen uydurulmuş bir başka krizde de yine tasmayı küresel güçlerin eline verdik. Onlar ne derse kabul ettiğimiz Paris İhanet Anlaşması ile onlara olan kulluğumuzu taçlandırdık.”

SONUÇ;

Sanmayın ki, bu yönetim gidip yerine parlamentodaki başka bir şahıs/grup/parti geçtiğinde durum çok farklı olacak. Ümidinizi kula kulluk edenlere bağlamayın.

Ümidinizi bir ve tek olan, kâinatın yaratıcısı ve yöneticisi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah azze ve celle’ye bağlayın.

Biz Allah’a tevhidle kulluk edelim ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ki, Allah da ülkeyi/dünyayı/gezegeni içinde bulunduğu bu zelil hâlden yardımıyla kurtarsın. Allah’ın vaadi haktır!

“Şüphesiz ki bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah, onların durumunu değiştirmez.” 

(13, Râd,11)

“Ey iman edenler! Allah’tan korkup sakının ve doğru/sağlam/adil söz söyleyin. (Allah da buna karşılık) amellerinizi ıslah etsin, günahlarınızı bağışlasın. Kim de Allah’a ve Resûl’üne itaat ederse, şüphesiz ki büyük bir kurtuluş ve kazanç elde etmiş olur.”

(33/Ahzâb, 70-71)

“Ey insanlar! Şüphesiz ki Allah’ın vaadi haktır. (Öyleyse) dünya hayatı sizi aldatmasın. Çok aldatan (şeytan da) sizi Allah’la aldatmasın.”

(35/Fâtır, 5)

Satanist CERN

Bilmiyorum hâlâ CERN’in bir bilim merkezi olduğu safsatasına inanan var mıdır?

Eğer var ise, sadece şu resim üzerinde biraz düşünsün:

Amacı bilimsel araştırma yapmak olan(!) bir kurumun önünde Hindu sahte ilahı Shiva’nın putunun bulunmasının mânâsı ne olabilir? Hem de bâtıl inanışlarında “Yokedici/Yıkım Getirici” sayılan (“Shiva the Destroyer”) bir sahte ilahın, bilimsel (!) araştırma kurumunda ne işi var?

Hep söylüyorum, Şeytanın bilimi sizi küfür ve şirk bataklığına sokar; gerçek bilim ise sizi sadece Allah’a ve tevhide ulaştırır.

İşte CERN denen satanik kurum da sadece insanları felâkete, inkâra ve küfüre sürükleme amaçlı şeytanın bilimine hizmet eden; dünyada kurulu satanist düzenin mevcut tüm kaynakları ile maddi ve manevi desteklediği tağuti bir kurumdur.

Dünyayı yöneten küresel Satanist Kabal çetesi, insanlığı saptırıcı kurumlarından biri olan CERN’i öyle sever ki, birtakım “muafiyet” kuralları ile CERN’i koruma altına alır.

Örneğin CERN’de çalışan yaklaşık 9000 şeytan hizmetkârı bilim insanı (kendileri farkında olsa da olmasa da hepsi şeytanın bilimine hizmet etmektedir) gelir vergisinden ve göçmen yasalarından muaftır.

CERN’in faaliyetlerinden dolayı şikayet edilebileceği bir uluslararası mahkeme yoktur, çünkü Kabal tarafından CERN’e bu mahkemelerden serbestlik/muafiyet (“exemption/immunity”) verilmiştir.

Dünyada hâkim olan küfür düzeninin organlarından biridir CERN. Ve tıpkı kendisini kuran, kollayan, yöneten âmirleri gibi; CERN de Şeytan’ı (la) ilah edinmiş ve şeytana hizmet eden, şeytanın bilimini dünyaya yutturarak insanları köleleştirme yolunda çalışmalar yapan bir merkezdir.

Ana akım medyanın, devletlerin size “bilim” kisvesi altında “şeytanın bilimini” empoze etmesine izin vermeyin!

Evrim Teorisi’nin Masonik Kökenleri

İnsanlığı itibarsızlaştırma adına uydurulmuş olan Evrim Teorisi safsatasının arkasındaki Charles Darwin’in 33. dereceden Mason (Satanist) olduğunu biliyor muydunuz?

Elbette Allah Teâlâ’nın atamız Adem aleyhisselam’a varlıkların bilgisini öğreterek yeryüzüne yerleştirdiğini ve tüm insanlığın Adem aleyhisselam’dan türediğini bilen bizler böyle safsatalara inanacak değiliz.

Ancak dünyanın büyük çoğunluğu kendilerinin atasının maymunlar olduğunu; maymunlardan “evrilen(!)” ilk insanların son derece ilkel, akılsız varlıklar olduğunu düşünüyor.

Şeytanın “bilim” diye yutturduğu bu delilsiz safsatalar, diğer deyişle “Şeytanın Bilimi”, Masonik=Satanist sistemin önemli bir kolu olan eğitim sisteminde genç beyinlere aşılanıyor. “Sizin atanız maymundu, sizin de pek bir farkınız yok maymundan” mesajları ile aşağılık kompleksi oluşturulmaya, insanlık şerefi düşürülmeye çalışılıyor. Bu uydurma teori ile verilmeye çalışılan “ateizm” mesajı da cabası.

(Not: Masonların kendi kitaplarında “yeryüzündeki en aptal insanların ateistler olduğu” yazar. İnançlı insanları ateistlerden bir seviye daha yukarıda tutarlar yaptıkları zekâ sıralamasında! İnananları aşağılayan ateistlere duyurulur. Şeytan (lanetullahi aleyh) bile Rabbinin kim olduğunu biliyor iken, sizlerin inançsızlığı ancak ve ancak beyninizi kullanamamanız ile açıklanabilir.)

Bu en düşük frekans seviyesine sahip olan ruh hâlini (aşağılık hissini) ve inançsızlığı toplumda yaygınlaştırmak; şeytan hizmetkârı çete Kabal’ın insanları köleleştirme, sindirme, ezme politikaları için kullandıkları yöntemlerden biri sadece.

Bir koldan da kadim medeniyetlerin ne derece gelişmiş teknolojilere sahip olduğu gerçeğini de, tarih ve arkeoloji gibi bilim dallarını yozlaştırarak, insanlıktan sır gibi saklamaya çalışıyorlar.

Ancak Allah’ın izniyle artık her alanda hakkın bâtıldan ayrılma ve bâtıla galebe çalma zamanı geldi. Bilimin her kolundan ahlaklı, vicdanlı, ruhunu şeytana satmamış kişiler bizlerden yüzyıllardır saklanan gerçekleri ardı ardına ifşa etmeye başlıyorlar. Bâtıl evrim teorisini destekleyen tek bir “geçiş türü” (transitional species) fosili bile bulunamadığını ifade etmeye başlıyor ahlâklı bilim insanları.

Bize düşen ise şeytani çete Kabal’ın bize empoze etmeye çalıştığı her şeye karşı uyanık olmak, onların tuzaklarına düşmemek.

Devletlerin, medyanın, ana akım bilimin, eğitim sistemlerinin avuçlarının içinde olduğu böyle bir dönemde bu kolay olmasa da; tek rehberinizi vahiy ve sünnet yaparsanız, vahiy ve sünnete dört elle sarılırsanız doğru yolda kalmanız çok daha kolaylaşacaktır Allah’ın (cc) izniyle.

Türkiye’ye Evrim Teorisi’nin Girişi

“İnsanlar ‘kurtçuklar’ gibi sulardan çıktılar önce… İlk atamız balıktır. İşler daha da ilerledikçe, o insanlar, primat zümresinden türediler. Bizler maymunlarız düşüncelerimiz insandır.” M. Kemal

(Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, 1. Basım, c.28, s. 152-153)

Laik demokratik Türkiye devletinin kurucusu Darwinisttir. Zaten Allah azze ve celle’ye iman etmediği için (kâfir olduğu için) yaratıcıyı reddetmesi ve Mason(=Satanist) olan Darwin’in bâtıl teorisine dört elle sarılması son derece normaldir. Yukarıdaki sözüyle kendi atasının maymunlar olduğunu söylemektedir.

Devleti kurduğu ilk yıllarda gerek kendi yazdığı gerekse de adamlarına yazdırdığı okul ders kitaplarına da sokmuştur bu hurafeleri. İşte bu coğrafyanın genç beyinlerinin zehirlenmesi böyle başladı.

“Hayatta en hakiki mürşidiniz” şeytanın insanları saptırmak için kullandığı Kabal’ın örtbas bilimi mi olsun istersiniz; yoksa alemlerin Rabbi Allah azze ve celle’nin kitabı ve Resul’unun (sav) sünneti mi olsun istersiniz?

Unutmayın, seçimleriniz ruhunuzun ebedi hayattaki durumunu doğrudan etkileyecek. Kâfirlerin tavsiyelerine uyup da Şeytanın bilimini kendine yol gösterici seçenlerin vay hâline!

Meşhur masonik el hareketlerini yapan Charles Darwin. (Şeytan ve Sessizlik işaretleri)

Fraktallar

Allah azze ve celle’nin kâinatı yaratışındaki mükemmelliğe ve mikrokozmos’tan makrokozmos’a her şeyin ortak bir imza taşıdığına şahitlik edin.

Cymatics’ten (ses ve titreşim frekanslarının görselleştirilmesi bilimi), çiçeklere, gezegenlerin yörüngelerinden, DNA’mıza ve Elektromanyetik Alan dinamiklerine kadar yaratımın her yerinde benzer fraktal şekiller karşımıza çıkıyor. 

Bir olan Allah subhanehu ve teâlâ’nın ayetlerinden sadece bir tanesidir bu. 

Ahlaklı ve vicdanlı, hakiki bilim insanlarının, Kabal’ın yüzyıllardır “bilim” diye yutturdudğu şeytani propagandayı yıkmasına çok az kaldı.

Gerçek bilim sizi sadece Allah’a ve tevhide yaklaştırır iken, Kabal’ın şeytani “bilim”i ise sizi sadece Allah’tan ve tevhidden uzaklaştırır, inkâr ve şirk bataklığına sürükler. 

Hangi bilimi takip edeceğinizi çok dikkatli seçin.

Einstein’in Hurafe Teorileri, Kütleçekimi ve Elektrik Evren (Video içerir)

Einstein’ın özel görelilik kuramı sadece hurafeden ibarettir. Bilimin gidişatını saptıran en etkili insanlardandır kendisi. Kabal nasıl da “dahi bilim insanı” şeklinde propagandasını yapıyor değil mi?

Einstein’ın ışık hızının ulaşılabilecek maksimum hız olduğu iddiası bütün evreni birbirinden “kopmuş” bir hâle getirir ki; gözlemler ve veriler bunun tam aksinin doğru olduğunu, bütün evrenin birbirine “bağlı” olduğunu göstermektedir.

İnsanları hakikatten ne kadar uzaklaştırırsanız, o kadar değerli olursunuz Kabal’ın gözünde! Tıpkı Einstein gibi.

Günümüz fiziğinin gelmiş olduğu içler acısı nokta, safi matematik cambazlığından ibaret. Sayılara, formüllere, sembollere taklalar attırıp, bir formül çorbasını bize fizik diye yutturmalarına izin vermeyin.

“There is no model of the theory of gravitation today, other than the mathematical form.” – Richard Feynman, The Character of the Physical Law

“Kütleçekimsel teorinin, matematiksel form haricinde, günümüzde herhangi bir modeli yoktur.” – Richard Feynman, The Character of the Physical Law

Fizik gözlemdir, deneydir, fikirlerin test edilmesidir, evrende gözlenenlere uygun teoriler üretip, deneylerle bunları doğrulamak, ispat etmektir.

100 yıldır fiziği bu doğru yolundan saptırıp matematik cambazlığına çeviren ise Kabal’dır. Uydurduğumuz sanal formüller James Webb’den gelen, Hubble’dan gelen gerçek verilerle uyuşmuyor mu? Kolayı var, ekle iki tane formül daha, uydur karanlık madde, karanlık enerji, kara delik gibi kimsenin anlayamadığı kavramlar; oldu bitti.

Hakikatte ise, şu anda isimleri bile duyulmamış nice gerçek bilim insanı evrenin ve kâinatın işleyiş mekanizmasını keşfetmeye Einstein’den çok daha fazla yaklaşmıştır. Buna rağmen, şeytanın hizmetkârı Kabal, insanların gerçek bilgiye ulaşıp özgürleşmesini asla istemediği için; sadece Einstein ve izinden giden, günümüz astrofizikçilerinin ve parçacık fizikçilerinin çoğunluğunun oluşturduğu, “hurafeci bilimi” fonlayıp desteklemiş, gerçeğin peşinde olan bilim insanlarını ise aşağılamış, itibarsızlaştırmış, laboratuvarlarını ve çalışmalarını yakıp yıkmıştır.

Şeytani Kabal çetesinin böyle yapmasının sebebi ise; evren hakkındaki hakikatlerin ortaya çıkmasının insanlığı tevhide ulaştırıp, kula kulluktan kurtararak sadece bu mükemmel elektriksel işleyişe sahip olan kâinatın yaratıcısı ve sahibi  Allah azze ve celle’ye kul olmamızı sağlayacak olmasıdır. Bu durumda ise insanın baş düşmanı şeytanın bütün plan ve projeleri yerle bir olacaktır.

Big Bang’ci, kütleçekimci, Higgs bozoncu, CERN’ci, evrimci, Darwinci “bilim örtbasçıları” sizleri Allah azze ve celle’yi inkâra, şirk ve küfre davet ederken;

evrende mikro ve makro boyutta gerçekleşen ve bu yalancı, kandırılmış, cahil bilim insanlarının açıklayamadığı  pek çok fenomeni rahatlıkla açıklayabilen Elektrik Evren teorisi ise, bizzat teorisyenleri tarafından da açıkça ifade edildiği üzere sizi aşkın bir yaratıcının varlığına, bu muazzam sistemi yaratan ve işleten El Hayy ve El Kayyum Allah’a davet ediyorlar.

Şeytanın bilimi var, insanı kâfir yapar; hakikâtin bilimi var, insanı mümin yapar.

İşte size gerçek bir bilim insanından 1 saatlik bir sunumla “kütleçekimi” hakkındaki gerçekler.

Allah (cc) ona ve onun gibi akıllı, bağımsız, düşünen, sorgulayan ve unvan, şan, şöhret, zenginliğin değil sadece gerçeğin peşinden koşan bilim insanlarına hidayet etsin.

Wal Thornhill: The Long Path to Understanding Gravity | EU2015